Anne Sheasby’nin yazdığı, Meltem Savcı ile Füsun Savcı’nın çevirdiği yeni bir sağlıklı beslenme iddiası taşıyan kitap: “Aperatifler, çorbalar, ana yemekler, garnitürler, salatalar, makarnalar, tatlılar, pastalar ve hamur işlerini içeren, her özel duruma uygun lezzetli, baştan çıkarıcı tarifler” sözleriyle kısaca anlatılabilir. 1900’den fazla fotoğrafla, 400’den fazla lezzetli, hafif ve sağlıklı tarif ile tam da ramazanda faydalanabileceğiniz bir kitap olmuş.

Kitapta sadece tarifler yok. Mesela beslenme biçiminizi daha iyiye doğru neden değiştirmeniz gerektiğine dair izlenmesi basit bilgiler ve bunu nasıl yapacağınıza dair tavsiyeler, yağ oranını azaltmanın kolay yolları ile yağsız ve az yağlı yemek pişirmenin sırları, sağlıklı beslenme ve yemek pişirmenin başlıca rehberi. Her zaman elinizin altında bulunması gereken bir kitap. Artık ne yediğimize dikkat ettiğimiz bu dönemde güzel bir yol gösterici olmuş. Her tarifin kalori ve yağ içeriğinin belirtildiği besin değerleri tablosunun yanı sıra yararlı ipuçlarını da eklemişler.
Duymadığım birçok bilgi var kitapta. Birkaç tanesini yazayım dedim ama hangi birini yazmam gerektiğine karar veremedim:)
Siz en iyisi kitaba bir göz atın. İçeriğe bakarsak fiyatı çok uygun kalıyor zaten. Kalori hesabı yapanlara duyurulur:)
Yemek tariflerini en sık duyduğumuz an geldi. Ramazan:) Artık her güne bir yemek ve tatlı tarifleri ile benim blogum umarım dama atılmaz.
Tabii bir de ramazanda şöyle yemeli, şu kadar yemeli ve şu şekilde yemeli muhabbetleri de başladı artık:) Oruç tutacaklara şimdiden kolay gelsin. Ailemle yaşadığım dönemler bir yandan oruç tutup bir yandan da yemeğin tadını bana baktıran annemden hatırlıyorum yemek vakti artık karnım doymuş oluyor ve canım hiçbir şey yemek istemiyordu. Onlar ise afiyetle yemeklerini yer ve sofradan kalkarlardı.
Bütün aile sofrada oturmalı diye bir kural olduğundan öyle bakar, izlerdim nasıl da iştahla yiyorlar diye:) Benim ailemden başka her yemeği yiyen var mı acaba? Yani sevmediğin tek bir şey olabilir mesela. Ben de yemek yemeyi çok severim. Ve yedikten sonra acayip mutlu bir insan olurum. Ama yemediğim illa ki bir şey vardır. Ben de yaşlıların dediği gibi can boğazdan gelir düşüncesindeyim. Yiyelim tabii. Ama her şeyi değil:)
Bu hafta verdiğim menüde kendi ağız tadıma göre seçtiğim yemekler var her zamanki gibi. Ramazan da geldi. Yedikten sonra sofradan kalktığınızda 'ooh şiştim ama doydum çok şükür' dediğiniz tarifler varsa paylaşın. Beraber yapalım, beraber yiyelim:)
PAZARTESİ
Biberli Et
- 3 su bardağı (450 gr) erişte veya burgu makarna
- 2 çorba kaşığı (30 ml) zeytinyağı
- 450 gr ince uzun kesilmiş dana eti
- 2su bardağı taze mantar
- 1 Adet Soğan
- 3 diş Sarımsak, dövülmüş
- 3 çay Sarımsak, dövülmüş
- 3 çay kaşığı toz kırmızı biber
- 1 kutu 200 ml'lik domates püresi
- 1/4 su bardağı (75 ml) krema
- 2 çorba kaşığı maydanoz, kıyılmış
- Tuz
- Yağı tavada kızdırın.
- Etleri 5-6 dakika kadar kavurun ve bir kenara ayırın.
- Mantar soğan ve sarımsağı tavada 2-3 dakika (soğanlar pembeleşinceye kadar) kavurun ve ayırdığınız etleri ilave edin.
- Toz kırmızı biber serpin, 1 dakika kadar pişirip, domates püresi ve tuz ilave edin.
- Küçük bir kabın içerisinde krema ve unu karıştırın. Pişmekte olan et ve sebzeye ilave edin.
- 1-2 dakika pişirin. Sosunuz çok koyulaşırsa 2 çorba kaşığı su ilave edin.
- Erişte veya burgu makarnalarınızı haşlayın. Yağlayıp, maydanoz ilave edin.
- Etleri eriştelerin üzerine koyarak servis yapın.
SALI
Sebzeli Levrek
- 2 adet levrek
- 1 çorba kaşığı tereyağı
- 100 gram ince kıyılmış cibes otu
- 100 gram ısırgan otu
- 1 diş ince kıyılmış sarımsak
- 1 adet havuç
- 3 adet kiraz domates
Üzerine:
- 4-5 adet kiraz domates
- 2 adet sivri biber
- Bir tutam sumak
- 1 çorba kaşığı soya sosu
- Levreğin filetosunu çıkarın.
- Tereyağını bir tavaya alıp eritin. Üzerine cibes otu, yaprakları ayıklanıp ince kıyılmış ısırgan otu ve sarmısak koyup kavurun.
- Jülyen şeklinde doğranmış havuç ve dörde bölünmüş kiraz domates ekleyin.
- 1-2 defa çevirdikten sonra tavayı ocaktan alın.
- Filetoların orta kısmına hazırladığınız iç harcı uzunlamasına pay edin. Daha sonra filetoların yan ve üst kısımlarını üst üste gelecek şekilde kapatın ve ters çevirip fırın tepsisine yerleştirin.
- Üzerine ortadan ikiye kesilmiş kiraz domates, iri parçalar halinde doğranmış sivri biber yerleştirin.
- Sumak serptikten sonra önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika pişirin.
- Fırından aldıktan sonra üzerine soya sosu gezdirin ve sıcak olarak servis yapın.
ÇARŞAMBA
Güveçte Kaşarlı Köfte
- 500 gr. köftelik kıyma
- Yarım ekmek içi
- 1 Adet soğan
- 2 diş sarımsak
- Tuz, karabiber
- Köfte baharı
- Taze kaşar peyniri
- Domates
- Sivri ya da çarliston biber
- Ekmek, soğan ve sarımsağı blenderda çekin.
- Kıyma, çekilmiş ekmek, tuz, karabiber ve istenilen baharatları ilave ederek yoğurun ve elle köfte şekline getirin.
- Fırın ızgarasında pişirin.
- Pişen köfteleri güveçlere paylaştırın.
- Yanlarını dilimlenmiş domates ve biber ile süsleyin.
- Üzerine kaşar peynirini ekleyerek önceden ısıtılmış fırında kaşar peynirleri eriyene kadar pişirin.
- Sıcak servis yapın.
PERŞEMBE
Fırında Sebzeli Tavuk But
- 8-10 adet piliç but
- 4 adet büyük boy patates
- Yarım kg. konserve bezelye
- Karabiber, pulbiber, kekik, tuz
- Zeytinyağı
- 3-4 yemek kaşığı domates salçası
- Butların derilerini tamamen soyun ve butları yıkayın.
- Patatesleri iri elma dilimi şeklinde doğrayın.
- Geniş bir borcama butları ve patatesleri dizin ve bezelyeleri serpin.
- Salçaya tüm baharatları ekleyin, 1 su bardağı su ile salçayı seyrelterek yemeğin üzerine dökün.
- Önceden ısınmış 200 derece fırında yaklaşık 40-50 dakika pişirin.
- Tavuk piştiği zaman servis yapana kadar fırında tutun.
CUMA
Gravyer Peynirli Sos Ve Kanat
- 60-70 gr. Gravyer peyniri
- 3-4 yemek kaşığı krema
- 3-4 yemek kaşığı mayonez
- 2 diş sarımsak
- 5-6 dal maydanoz
- Tuz, kırmızı Pul Biber
- Peynirleri ve sarımsakları rondoda küçük parçalara ayırın ya da rendeleyin.
- Maydanozları yıkayarak ince ince kıyın ve peynire ekleyin.
- Krema, mayonez, tuz ve biberi ekleyerek çırpın.
- Etin yanında ya da ayrı bir tabakta servis yapın.
Pera Film, 2 – 17 Mart 2013 tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle yemek ve sinema arasındaki ilişki üzerine eşsiz bir film seçkisi sunmuştu. Daha önce yayınlanan filmlerden birini yazmıştım. Bugün de yine o zamana ait bir film yazıyorum.
Biraz farklı bir film olmasının dışında pek de eğlenceli yemek filmi beklemeyin baştan söyleyeyim:) Ama güzel. İzlenmesi gereken filmlerden biri bana göre.
Orta yaşlı, gizemli bir iş adamı olan Frederic, Nicolas adında genç bir garsonla arkadaş olur. İnce zevklere sahip, nüfuzlu biri olan Frederic, Nicolas’nın sevimliliğine ve naifliğine tutulmuştur.
Yalnız ve korkuları olan bir adam olan Frederic, Nicola’ya iyi bir maaş ile özel tadımcısı olmasını teklif eder, Nicolas’nın reddedemeyeceği bir teklif. Farklılıklarına rağmen, iki adam arasında yakın bir dostluk doğmaya başlar.
Ancak çok geçmeden aralarındaki güven ve hayranlık bağları tepetaklak olup aldatma ve saplantıya dönüşecektir ki buna her ikisi de hazırlıklı değildir.
Bernard Rapp yönetmenliğinde, Bernard Giraudeau, Jean-Pierre Lorit, Florence Thomassin'ın oynadığı filmde bitişi tahmin edemiyorsunuz. O yüzden ben merakla izledim. Umarım siz de keyif alırsınız.
İyi seyirler:)
'Hiçbir yemeğin bildiğiniz gibi olmadığı yer.' Mesela mavi pilav! Mutlaka gidin. Okyanus krep mi olur, kahvaltı mı, Ege mutfağından başka hiçbir yerde yiyemeyeceğiniz başka bir ot mu olur bilinmez ama mutlaka bayılacağınız bir sürü yemek bulacaksınız.
Cihangir ve Suada olarak iki seçeneğiniz var. Cihangir'de meydandaki camiinin hemen yanında. Günün her saatinde keyifle oturabileceğiniz bu mekan, kapı önünde sereserpe duran masaları ve sedirleri ile yaz günleri için ideal olmuş.
Ada kültürünün kendine özgü renkleri, rüzgargülü ve saksılar Girit'in havasını ve lezzetli yemeklerini Cihangir'e taşımış.
Mekan sahibi genç bir avukat. Küçüklüğünde komik komik yemekler yapıp ailesini güldürürmüş fakat kimse onun yemek merakını ciddiye almıyormuş. Hukuk öğrencisiyken farklı ve gösterişli pastalar hazırlayarak çeşitli mekanlara satmış ve böylece kendini tanıtmış. Televizyonlarda yemek programları yapmış, Girit mutfağı üzerine bir kitap hazırlamış ve zaman içerisinde insanlar hukuk kariyerini değil yemek bilgisini konuşur hale gelmişler. Böylece Cihangir'de bir yer bulup bu işe başlamış.
Mavi pilav tamamen kendi buluşu bu yüzden başka yerde bulamazsınız. İçinde maydanoz, dereotu ya da semizotu gibi mevsim yeşillikleri ile limon ve korukekşisi var. Ekşiliği verenin ne olduğunu anlasanız da maviliği verenin ne olduğu büyük bir sır:)
Favori olan bir diğer yemek ise İdilica Köfte. Küp küp patateslerin üzerinde sumaklı karamelize soğan, İdil'in spesiyali olan küçük tarçınlı ada köfteleri. Üzerine zeytinyağlı sarımsaklı yoğurt ve son olarak domates sos ve taze maydanoz.
Bu küçük mekan daha pek çok sürprizlerle dolu. Kahvaltıda ekmek yerine Pişi, enginar reçeli, lavanta reçeli, mis gibi gül kokan ve içinde minicik gerçek güller olan bir gül çayı ya da arapsaçı, ebegümeci, kuşkonmaz otları gibi bu mekanda yapılan veya en güzeli neredeyse bulunup getirilen pek çok özel lezzet var. Kahvaltı, 5 çayı, akşam yemeği demeden gidip keşfinizi yapın. Sadece İdil ile tanışmak bile günün iyi geçmesi için yeterli sebep olacaktır. Göreceksiniz.
Bir masada oturup yanınızdaki masaya 'Ya ne yiyorsunuz, güzzel mi?' diye sorup birbirini tanımayan insanların sohbet etmeye başladığı sıcacık bir ortam. Tek eksiği hamak:)
Giritli İdilica
Firuzağa Palaska sokak no:1 Cihangir
0212 244 46 37
Poşe yumurta biraz uğraştırıcı da olsa bence kahvaltıda pek şukela gidiyor. Sonrasında da kirazlı cobbler yanında da çay.. Daha ne olsun:) Tabii bütün bunları yedikten sonra iyi bir yürüyüş paklar hepimizi ama olsun. Yaz geldi. Yazlıklarında olan varsa aranızda, yedikten sonra bir güzel yüzersiniz olur biter:)
'Ahh keşke o kadar kolay olsa' dediğinizi duyar gibiyim, benim 'çok yedim yakmam lazım' gibi değil de 'yediklerim niye yaramıyor' gibi bir derdim oluyor genelde:) Çok bir farkımız yok yani. Nereye kadar tutacağız hem kendimizi yahu? Yemek yapmanın tadı yaptıklarımızı yemekten gelmiyor mu?
Bugün vereceğim iki tarifi de hiçbir şeyi düşünmeden denemenizi tavsiye ediyorum. Yerken verdiği mutluluk hissi bambaşka olacaktır söz! :)
Ispanaklı Poşe Yumurta
- 200 gr ıspanak
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 2 dilim tam buğday ekmeği
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 2 yemek kaşığı labne peyniri
- 2 yemek kaşığı rendelenmiş eski kaşar peyniri
- 4 su bardağı su
- 1 yemek kaşığı sirke
- 2 yumurta
- Rendelenmiş muskat

- Ispanakları yıkayıp zeytinyağında soteleyin.
- Ekmek dilimlerini fırın ızgarasında hafifçe kızartın.
- Labne peyniri ile yoğurdu çırpıcı ile pürüzsüz hale gelinceye kadar çırpın.
- Kaşar peynirinin yarısını çırptığınız karışımın içine ekleyin.
- Küçük bir tencerede su kaynatın. Sirkeyi ekleyin.
- Yumurtayı bir kepçenin içine kırın.
- Kepçeyi yavaşça suyun içine batırın.
- 30 saniye kadar bekleyip yumurtayı suyun içine bırakın.
- 2-3 dakika pişirin ve yumurtayı kevgir yardımı ile suyun içinden alın.
- Ekmek ve ıspanağı tabaklara paylaştırın.
- Üzerine hazırladığınız poşe yumurtaları ekleyin.
- Hazırlamış olduğunuz sosu üzerine gezdirip rendelenmiş muskat serpiştirerek servis yapın.
- İsterseniz peynir ve yoğurt yerine ıspanağın üzerine dilim beyaz cheddar peyniri koyabilirsiniz. Ben birini o şekilde yaptım.
Kirazlı Cobbler
- 6 su bardağı çekirdeksiz kiraz
- 5 yemek kaşığı esmer şeker
- 1.5 yemek kaşığı mısır nişastası
- 2 yemek kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu
- Yarım çay bardağı portakal suyu
- 30 gr tereyağı
hamur için
- 285 gr un
- 1 paket kabartma tozu
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 1 tutam tuz
- 90 gr tereyağı
- 180 ml krema
üzeri için
- Kiraz, esmer şeker, nişasta, portakal kabuğu ve portakal suyunu bir kapta karıştırıp küçük fırın kaplarına paylaştırın.
- Tereyağı parçalarını üzerlerine serpiştirin.
- Hamur için tereyağını küçük parçalara bölüp bir kap içine alın.
- Un, şeker, kabartma tozu ve tuzu ekleyip yoğurun.
- Kremayı ekleyip iyice karıştırın.
- Hamuru merdane ile açıp kalıplar ile aynı büyüklükte kesin ve kirazların üzerine yerleştirin.
- 180 dereceye ayarlanmış fırında 45 dakika pişirin.
- Tatlıların üzerine dondurma ve kiraz yerleştirip servis yapın.
- İstediğiniz meyve ile yapabilirsiniz bu tatlıyı. Her şekilde çok lezzetli oluyor. Ya da büyük bir fırın kabında yapıp servis ederken bölebilirsiniz.
Kitapçıda yemek kitaplarına bakarken Giritli biriyle tanıştım ve bana bir dolu hikaye ile birlikte mutfaklarından bahsetti. Ben de bugün Girit yemekleri ile ilgili bir kitap yazmaya karar verip, kitaptan önce bana anlattıklarını aktarmak istedim.
Efendim Giritliler ot, zeytin ve zeytin yağını bolca tüketirler; et ve balıkla araları çok iyidir. Özellikle oğlak etini çok severlermiş, hele yoğurtlu et yemeğini, oğlak eti ile yapmaya bayılırlarmış. Yani dengeli beslenirler. Aslında günümüzde moda olan detoks diyetlerinin mantığıyla aynıdır Girit mutfağı.
Mutfağın en temel özelliği, tatlısından tuzlusuna bütün yemeklerin zeytinyağıyla pişiyor olmasıdır. Girit yemeklerinde genellikle her şey çiğden konur yemeğin içine. Kavurma pek yapılmaz. Yemeklerin hepsinde zeytinyağı kullanılır, otlara renklerinin kararmaması için salça konmaz. Yabani otlar çoğunlukla haşlaması yapılarak, üzerine bol zeytinyağı ve limon dökülerek, genellikle ılık olarak tüketilir. Otlar haşlanırken diri kalmasına dikkat edilir. Giritliler zeytinyağlı yemekleri de çoğunlukla sıcak olarak yerler. Haşlama yapılırken tencerenin kapağı açık tutulur. Bu sayede otların vitamini ve yeşil rengi korunur.
Bunların hepsini bir çırpıda anlattığı için iyi dinleme ihtiyacı hissettim ve aklımda kalmış olmasına da pek şaşırdım. Normalde unutkan biriyimdir:)
Bir de konuşmasının sonunda yaptığı espriyi yazarak kitaba geçeyim. ''Giritli'nin geçtiği yolda ot kalmazmış'' :)
Çocuk yaşlarından bu yana günlük tutar gibi, Girit’e özgü yemeklerin tariflerini not alan İdil Çimrin, yüzü aşkın tarifle güzel bir kitap hazırlamış. Özellikle evlerinde ot ve meze ile daha çok haşır neşir olanların bayılacağı bir kitap olmuş.
Çimrin, 2008 yılında açtığı ilk restoranı Giritli İdilika’da hazırlanan yemekleri sizlerle buluşturmuş ve eğer gitmişseniz çok severek yediğiniz tüm yemeklerin tariflerini bu kitapta bulabilirsiniz.
Bazen yanlış zamanda yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Neden biliyor musunuz? İnsanların aslında farklı düşünüp ama yüzüne gayet güzel davranmalarını anlayamıyorum. Daha doğrusu bana iyi olan insanlar iyidir diye bir düşünce oluşturmuşum kafamda bir durumla karşılaştığımda acayip şaşırıyorum.
İnsanlar kötü, insanlar çıkarcı ve bencil. Ben de ne zaman bundan sonra onlar gibi olmaya karar verdim desem de olmuyor. Yine inanıyorum, yine kanıyorum. Sonra işin yoksa niye böyle oldu diye düşün dur.
Gerçekten de saf mıyım yoksa insan tanıma konusunda beceriksiz miyim kararını verebilmiş değilim. Allah iyilerle karşılaştırsın sözü ne doğruymuş. Seni senden daha çok düşünen biri asla olmaz. Böyleymiş. 27 yaşına geldim hala öğrenemedim.
Ne zor bir şey benim için insanların asıl niyetlerinin ne olduğunu anlamaya çalışmak.. Ne zaman ben yanlış düşünüyorumdur ya öyle değildir desem yine ters bir şey görüyorum.
Ben kötü biri olmadım. Kimse için kötü düşünmedim. İyilik yap iyilik bul diye düşünenlerden oldum ama öyle olmuyormuş işte. Uyanık olmak da değil bu, kötülük resmen!
Hep hatayı kendimde aradım ama yanlışmış işte. Karşındaki senin öyle düşünmene sebep oluyormuş. Her defasında sonradan idrak ediyorum. Ama hep aynı hataya düşüyorum. Acaba gerçekten de saftirik miyim ben?
Karşıma çıkan herkes bu kadar bencil bu kadar kötü olmak zorunda mı? Ben mi yanlış seçimler yapıyorum? Yoksa aslında saf, iyi niyetli değilim de bana mı öyle geliyor? O yüzden mi kötüleri buluyorum? Bugün de bunu takacağım kafaya anlaşıldı.
Bulmayın beni kardeşim. Denginizi bulun. Kendi denginizle muhattap olun. Kendinize yakın gördüğünüzle arkadaşlık yapın, sevgili olun, dost olun. Lütfen beni daha fazla zarara ve hayal kırıklığına uğratmayın. Ben sizin gibilerle başa çıkamam. Benim aklım ve kalbim o şekilde çalışmıyor. Kurnazlık yapmak için kendimi yoramam.
Bugün doluyum ben anladığınız üzere. İyi ki blogum var bari:) Oh döktüm içimi, rahatladım. Şimdi artık haftanın menüsünü verebilirim:)
PAZARTESİ
Tuzda Sebzeli Çipura
- 1 kg çipura
- 100 gram asma yaprağı
- 1'er adet domates ve sivri biber
- 10- 15 dal maydanoz
- 5 adet mantar
- 1 diş sarımsak
- Bir buçuk kg kaya tuzu
- 2 adet yumurtanın akı
- 1 çay bardağı su
- Balığı temizleyip, ortasını yarın ve kılçığını çıkarın.
- Domates, sivri biber, maydanoz, mantar ve sarımsağı incecik kıyın. Doğranmış sebzeleri bir kaseye alıp, karıştırın.
- Balığın içini bu malzeme ile doldurun.
- Balığı önce asma yaprağına sarın. Daha sonra kaya tuzunun yarısını bir fırın tepsisine yayın ve üzerine balığı koyun.
- Kalan kaya tuzu, yumurta akı ve suyu bir kasede karıştırın.
- Balığın üzerini bu karışımla kaplayın.
- Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 45-50 dakika pişirin.
- Fırından aldıktan sonra üzerindeki tuz tabakasını kırıp alın.
- Sıcak olarak servis yapın.
SALI
Somonlu Fettuccine
- 100 gram somon
- 1 paket fettuccine
- 4 su bardağı su
- 250 gram krema
- 150 gram parmesan peyniri
- 1 çay bardağı konserve mısır
- 1 çay kaşığı çekilmiş karabiber
- Karabiber, tuz
- Fettuccine'yi, paketin üzerinde belirtilen süreye göre haşlayıp, süzün. Daha sonra servis tabağına alın.
- Somonu arzunuza göre doğrayın.
- Krema ve doğranmış somonu bir tavada hafif rengi dönene kadar soteleyin.
- Rendelenmiş parmesan peyniri, karabiber ve tuzu ekleyip, 1-2 dakika daha soteleyin.
- Daha sonra bu karışımı makarnanın üzerine dökün.
- Üzerine konserve mısırı serpin ve servis yapın.
ÇARŞAMBA
Kereviz Saplı Zeytinyağlı Patates
- Yarım kg taze patates
- 6-7 sap kereviz
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 2 adet soğan
- 1 su bardağı sıcak su
- 2 adet domates
- Tuz
- Patatesi soyup elma dilimi şeklinde doğrayın.
- Zeytinyağını bir tencereye alıp yemeklik doğramış soğanı rengi dönene kadar kavurun.
- Üzerine patatesi, küp doğranmış domatesi ve irice kıyılmış kerevizi ekleyin.
- Tencerenin kapağını kapatıp çok kısık ateşte patatesler yarı yarıya yumuşayana kadar pişirin.
- Tuzunu ve suyu ilave edip, patatesler tamamen yumuşayana kadar pişirin.
- Ilık ya da soğuk olarak servis yapın.
PERŞEMBE
Moules Escargot
- 25 adet kabuklu midye
- 50 gram tereyağı
- 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze fesleğen
- 7- 8 dal maydanoz
- 100 gram mozzarella peyniri
- Tuz, karabiber
- Kişniş
- Temizlenmiş midyeleri haşlayın ve suyunu süzün.
- Midye kabuklarını ikiye ayırın ve tepsiye dizin.
- Bir kasede tereyağı ile fesleğen, ince kıyılmış maydanoz, tuz, kişniş ve karabiberi karıştırın.
- Bu karışımı, midyelerin üzerini kapatacak şekilde paylaştırın. Rendelenmiş mozzarella peynirini serpin.
- Önceden ısıtılmış 200 derece fırının ızgarasında peynir eriyip kızarıncaya kadar pişirin.
- Sıcak olarak servis yapın.
CUMA
Karidesli Enginar
- 6 adet enginar
- 500 gram karides
- 250 ml beyaz şarap
- 2 su bardağı su
- 10- 15 adet maydanoz sapı
- 5 adet tane karabiber
- 2 adet defne yaprağı
- 1 adet limon
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı
- 2 adet kesme şeker
- 1 diş kıyılmış sarımsak
- 6-7 dal maydanoz
- 2 dal taze kişniş
- Tuz
- Servis için roka ve limon
- Bir tencereye beyaz şarap, 1 su bardağı su, maydanoz sapı, 3 adet tane karabiber, 1 adet defne yaprağı ve tuz koyun.
- Ocağa oturtup yarı yarıya buharlaşana kadar kaynatın.
- Ayıklanmış karidesleri şaraplı suya atıp 5 dakika haşlayın.
- Enginarları ayrı bir tencereye alın.
- Üzerine 1 su bardağı su, ikiye bölünmüş limon, 1 adet defne yaprağı, 2 adet tane karabiber, 1 çay bardağı zeytinyağı, tuz ve kesme şeker ekleyip yumuşayana kadar haşlayın.
- Karidesleri 2 çorba kaşığı zeytinyağı, sarmısak, kıyılmış maydanoz ve kişniş ile harmanlayın.
- Enginarlar soğuduktan sonra karidesli harcı içlerine paylaştırın.
- Roka ve limon dilimleri eşliğinde servis edin.